Gökyüzüne İhraç Edilen Adalet: Bir Sömürü İttifakı


​İnsanlık tarihi, biraz da insanın kendi yarattığı kavramların esiri olma hikayesidir. Doğanın bilinmezliği karşısında duyulan o saf çocuksu korku, zamanla yerini sistemli bir "hurafe" imparatorluğuna bıraktı. Bugün adına kutsal dediğimiz pek çok yapı, aslında insanın anlam arayışından ziyade, muktedirin halkı yönetme arzusuna hizmet ediyor.
​Yeryüzünde adaleti tesis edemeyen insan, çareyi onu "başka bir dünyaya" ihraç etmekte buldu. Ahiret, sadece bir inanç meselesi değil; bu dünyadaki talanın, rüşvetin ve hırsızlığın üzerini örten devasa bir perde haline getirildi. "Burada hakkın yeniyor ama orada hesap sorulacak" vaadi, emekçinin öfkesini dindiren, onu pasifize eden ve hakkını arama iradesini elinden alan en etkili uyuşturucudur. Gerçekler ne kadar acıysa, bu yalan da o kadar parlatıldı; çünkü açlığı ve sömürüyü ancak "kutsal bir sabırla" katlanılabilir kılabilirlerdi.
​Bu noktada kapitalizm ve kurumsal dinler, aynı madalyonun iki yüzü gibi birleşir. Kapitalizm bedeni sömürürken, din zihni ve vicdanı uyuşturur. Kapitalist, emeği gasp eder; din ise bu gaspın "kader" olduğunu fısıldar. Her ikisi de statükoyu korumak, mülkiyeti kutsamak ve geniş halk kitlelerini "imtihan" masallarıyla oyalamak üzerine bir ittifak kurmuştur. Devletçi ve milliyetçi hamasetle birleşen bu yapı, emekçinin alın terinden çalınan her kuruşu, bayrakla veya ayetle örtmeye çalışır.
​Oysa gerçek kutsallık; gökyüzündeki soyut ideallerde değil, yerdeki insanın onurunda, emeğinde ve sofrasındaki ekmeğin adaletli bölüşümündedir. Dini hurafelerle sarmalanmış bu karanlık, ancak halkın kendi gerçeğine sahip çıkmasıyla dağılabilir. Adalet, ölülerin hesaplaşacağı bir günün vaadi değil; yaşayanların bugünkü kavgası ve yarınki güvencesi olmalıdır.
​Sonuç olarak, tüm gerçeklerin üzerine çöken o büyük "ahiret yalanı" kalkmadan; sömürenin rızkı veren tanrı rolünü üstlendiği bu tiyatro sona ermez. İnsanlık, anlamı gökyüzünde arayıp sömürüyü yerde alkışladığı sürece, yalan ve talan düzeni işlemeye devam edecektir. Kurtuluş, adaleti ötelenmiş dünyalarda değil, emeğin ve halkın kendi ellerindedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölmeden Önce Okunması Gereken 15 Filozof ve Nedenleri

Büyümek Ruh Hastası Olmaktır Sevgili