Nevzat ve Çöp Poşedi
Nevzat, öyle rüzgârın önüne katıp savuracağı adamlardan değildi. Taşranın birbirine benzeyen gri sokaklarında yürürken bile aklından başka dünyalar geçerdi. İnsanların fark etmeden önünden geçtiği bir ağacın altında saatlerce oturabilir, cebindeki eski deftere cümleler karalayabilirdi. Kimi zaman bir şiirin peşine düşer, kimi zaman hiç gitmediği şehirlerin haritalarını incelerdi. İlçe müftülüğünde veri hazırlama memuruydu. Günün büyük kısmı evraklar, yazışmalar ve ekran başında geçiyordu. Fakat kimsenin bilmediği bir sırrı vardı. On iki yıldır maaşından küçük bir miktar para ayırıyordu. Eski bir teneke kutunun içinde biriken o para bir ev almak, araba almak ya da düğün yapmak için değildi. Gitmek içindi. Nereye olduğunu kendisi de bilmiyordu. Belki deniz gören bir şehre. Belki büyük bir kütüphanenin bulunduğu bir yere. Belki de yalnızca kimsenin onu tanımadığı bir sokağa. Ama gidecekti. Buna inanıyordu. Otuz yaşını geçince insanlar ona farklı gözle bakmaya başladı. Kurumdaki tek b...