Yaşamak Umurumdaydı
Yaşamak umurumdaydı bir zamanlar. Bunu şimdi söyleyince bile biraz utanıyorum. Çünkü insan bazı cümleleri sadece gençken kurabiliyor; sonra o cümleler insanın elinde ağırlaşıyor. O sabah erkenden kalkmıştım. Pencereyi açtım. Antalya’nın o tuhaf sabahlarından biriydi; hava ne serindi ne sıcak, sadece bekliyordu. Sokakta bir kedi çöp poşetini didikliyordu. Bir kadın balkonunu yıkıyordu. Dünya sanki küçük işlerle kendini ayakta tutuyordu. Ben o günlerde her şeye yetişmek isterdim. Kitaplar alırdım, sanki hepsini okuyacak kadar uzun bir hayatım varmış gibi. Defterler alırdım, sanki içimde anlatılmayı bekleyen büyük bir hikâye varmış gibi. İnsanlarla tanışırdım, sanki içlerinden biri benim kaderimi değiştirecekmiş gibi. Yaşamak umurumdaydı. Bir gün bir kadına rastladım. Bir kitapçıda. O da kitapları koklayan insanlardandı. Böyle insanları hemen tanırsınız; kitabı önce kapağından değil, içindeki ihtimalden tutarlar. Kitapçı sessizdi. Rafların arasında dolaşan toz bile ağ...